Dönüşen Meslek Öğretmenlik






Dönüşen Meslek Öğretmenlik



Tüm kesimlerce bilgiye erişimin oldukça kolay ve pratik olduğu bir çağda yaşıyoruz. Hatta bilinenin aksine öğretmenin öğrenciden bir şeyler öğrenebildiği bir dönemdeyiz. Okullarda anlatılan bilgi temelli konuların hemen hemen birçoğuna internetten erişilebiliyor. Bilim ve teknolojide yaşanan gelişmeler dünyayı ve toplumsal hayatı değiştiren ve dönüştüren bir gerekliliğe sürükledi. Geçmişte var olan ve günümüzde varlığını yitirmiş ve değişim geçirmiş birçok farklı şeyden bahsedebiliriz. Ben bu zaman yolculuğunda meslek kavramına değineceğim. Gelecekte var olacak meslekler başlığını duymuşsunuzdur, ben size yok olan bir mesleği hatırlatarak anlatıma devam etmek istiyorum. Örneğin nalbant (ulaşım sektöründe kullanılan hayvanları nallayan). Günümüzde böyle bir mesleği icra etmek isteyen kimse kalmadı. Bu mesleğe ihtiyaç duyan kimselerde yok. Çünkü her dönem insanların ihtiyaç duyduğu ulaşım, koşulları iyileştirilerek daha iyi seviyeye getirildi. Farklı bir örnek, insanlar geçmişte mutfak ihtiyaçları için küçük işletmeleri tercih ederken, günümüzde çeşidin ve seçeneğin bol olduğu marketlerde ihtiyaçlarını daha iyi koşullarda karşılayabilir duruma geldi. Kimi meslek insanların ihtiyaçlarına karşılık gelmediği için zamana yenik düştü, kimi meslekler ise değişime ayak uydurarak (dönüşerek) varlığını sürdürmeye devam etti.

Bu döngü içerisinde öğretmenlik mesleği ayakta kalan mesleklerden oldu. Peki, öğretmenlik mesleği değişerek mi ayakta kaldı? İnsanların öğretmenden beklentileri elli yıl öncesi ile aynı olmadığına göre, göre öğretmenlik mesleği de değişmiş olmalıydı. Olmalıydı diyorum çünkü şu anda toplum olarak kaç tip öğretmen vardır? A tipindeki öğretmen çağın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip öğretmendir; o zaman çocuğumuzu A öğretmenine verelim şeklinde yabancılık çekmediğimiz cümleler duyuyoruz. Bu durum topyekun bir dönüşüm olmadığını düşündürüyor. Peki şart mıdır efendim değişim. Evet şarttır diyorum. Bu söylemimi de bir örnekle açıklamak istiyorum.

Bakınız, İlkokul 2. Sınıf müfredatında Hayat Bilgisi dersi konularından bir tanesini paylaşayım sizinle: Ulaşım Araçları.

Bu konu ben ilkokuldayken de vardı. Benim sınıf öğretmenim bu konuyu kara taşıtlarına arabayı, deniz taşıtlarına gemiyi, hava taşıtına da uçağı örnek vererek anlatmıştı. Eminim siz de benim gibi dinlediniz bu dersi. Yirmi yıl önce Hayat Bilgisi dersinde var olan bir konu şu anda da aynı tazeliği ile müfredatta yer alıyor. Belki bana hocam, toplama çıkarmayı da hepimiz ilkokulda öğrendik; şu anda da öğreniyor çocuklar bunda normal olmayan şey ne diyeceksiniz. Normal olmayan şey şu, ben derse girdiğimde tüm çocuklar bu taşıtların adlarını ve hangisinin kara hangisinin deniz taşıtı olduğunu biliyor. Onlara bunları tekrar anlatmaya kalksam ne kazandırabilirim onlara? Sadece canlarını sıkmış olurum. Ayrıca pedagojik olarak bakıldığında ben şu anki çocuklardan farklı bir kuşağın temsilcisiyim. Onların öğrenmeleri, kavramaları, ders takibi benden çok farklı; öğrenmelerimizin aynı olmasını beklemek ne kadar doğru olabilir?

Peki ne yapılmalı hocam?

Ders çekici hale getirilmeli. Hayat Bilgisi dersi, Ulaşım Araçları konusu demiştim.

Ben bu konuyu öğrencilerime anlatırken, eski dönemlerdeki ulaşım türlerinden bahsettim. Tırlarla yapılan ticari sevkiyatların develerin oluşturduğu kervanlarla yapıldığını bu yolculuğun aylar sürdüğünü anlattım. Atlardan bahsettim. Atların diğer bir isminin beygir olduğunu duymayan öğrenci bile vardı. Günümüzdeki otomobillerin hız göstergelerini beygir gücünde terimini kullanarak yaptıklarından bahsettim. Bir öğrencim eşek ile ulaşım tercih etmemişler mi diye sorduğunda herkeste bir gülümseme oldu; eşeğin çok yavaş olduğunu ve köylerde kısa mesafelerde bir minibüs gibi kullanıldığını, köylülerin erzaklarını taşıdıklarını anlattım. Öğrencilerin ders boyunca aktif katıldığı, eğlendiği, şaşırdığı, öğrendiği interaktif bir ders geçirmiştik. Onların bilmedikleri bildiklerinden çok daha ilgi çekici olmuştu. Sonrasında da teorik bilgiyi vermiş, konuyu noktalamıştım.

Öğrencilerin okulda anlatılan bilgiye erişimlerinin çok kolay olduğunu düşünüyorum. Öğretmenin rolünün de 21. Yüzyıl koşullarında dönüşmesi gerektiğine (liderlik, mentorlük) inanıyorum. Eğer dersin öğretmeni olacaksanız, sınıf içerisinde var olmanız öğrenciye dokunmanız çok zor. Bu durum sizi sıradanlaştırır, öğrenci gözünde değer ve imaj kaybı yaşatır.

Öğrencinin öğretmeni olursanız, değişen dünyanın dönüşen öğretmenleri olarak çağın gerektirdiği eğitim anlayışı ile işinizi verimle ve tutkuyla yaparsınız efendim.

 

Tolga

Yazıcı